WERKGESCHICHTE OHNE WERK: ORHAN PAMUKS SCHNEE AUS DEKONSTRUKTIVER PERSPEKTIVE

Onur Kemal BAZARKAYA
1.216 445

Öz


Yapı bozumculuk, Orhan Pamuk'un Kar isimli eseriyle ilgili araştırmalarda bugüne kadar yöntemsel olarak neredeyse hiç rol oynamamıştır. Romanın kendisi aslen kesin bir şekilde yapı bozumcu bir işleve sahip olduğundan bu durum oldukça kayda değerdir. Bu yazıda Jacques Derrida'ya benzer bir okuma yöntemi geliştirilmektedir. Önce Derrida'nın kapalı metinlerden değil, bilakis “farklılıklar ve izlerin izleri“ gibi evrensel metin anlayışından yola çıkan kavramlar hakkında bilgi verilip, bu görüş Kar-Mecazı ve Franz Kafka'nın Şato adlı eseri bağlamında örneklendirilmektedir. Bu bağlamda ayrıca son bahsedilen ile tüm anlamsal varoluşa ilişkin engellenen “différance“ kavramı incelenmektedir. Sonrasında çalışma, Kar'daki genç kadınların arasında baş gösteren karmaşık bir başörtüsü sorunsalı ile bağlantılı “intihar salgını“nı ele alarak devam etmektedir. Romanın kahramanı Ka, nafile bir şekilde intiharların sebeplerini araştırmayı denemektedir. Çünkü görüleceği üzere, her bir olayın ardında “différance“a uygun bir şekilde gelişen kendine özgü anlayış değişkeleri yatmaktadır. Yapı bozumcu bir eser hikâyesini, geliştirilen tezin son bölümünde olduğu gibi bir eser olmadan anlatan anlatıcı Orhan, kendi içinde bir problemi de Anlamak olgusunu ortaya koymaktadır. Duruma bu yönden bakıldığında Pamuk’un romanının büyük bölümünü ele alan Ka’nın Kar'ı adlı şiir kitabı da meçhuldür. Fakat anlatıcı, şiir kitabı hakkındaki bilgileri asıl kitabın yerine geçirerek, Pamuk’un Kar'ını zorunlu olarak eserin oluşumuna katkı sağlayan sosyal süreçte ortaya koymuştur.

Anahtar Sözcükler: Orhan Pamuk, Kar, Franz Kafka, Yapı Bozumculuk, Différance, Anlamak, Eser Hikâyesi.

GENESIS OF A LOST MANUSCRIPT: ORHAN PAMUK’S SNOW FROM A DECONSTRUCTIVE PERSPECTIVE

Abstract: Deconstruction has hardly ever been applied as a method to the analysis of Orhan Pamuk’s Snow, which is surprising because the novel itself is deconstructive to some extent. The following article addresses this issue by providing a deconstructive view of the text according to the approach of Jacques Derrida. The paper starts with a short account of Derrida’s understanding of texts as universal “differences and traces of traces“. This perspective is exemplified with the aid of the metaphor for snow and Franz Kafka’s Castle. In connection with the latter, Derrida’s thoughts about “différance“, which thwarts the presence of meaning, are explained as well. The following section addresses Pamuk’s depiction of a “suicide epidemic“ which is combined with the complex issue of headscarf. The attempts of the protagonist Ka to discover the reasons of the suicides are futile because, as will be shown, individual cases are affected by postponements of meaning, which are related with the notion of “différance“. Understanding is also a problem for the narrator Orhan. The hypothesis developed in the concluding section of the analysis is that he is in fact narrating a deconstructive genesis of a lost manuscript. The collection of Ka’s poems titled Snow, which Pamuk’s novel is about for the most part, has disappeared. Meanwhile, the replacement of the poems with informations about the circumstances of their creation makes the contextual socio-cultural problematics apparent.

Keywords: Orhan Pamuk, Snow, Franz Kafka, Deconstruction, Différance, Understanding, Genesis of a Lost Manuscript.


Tam metin:

PDF


DOI: http://dx.doi.org/10.20304/husbd.09060

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 License.